Damla sakızı, adanın güneyinde eski çağlardan beri yetiştirilen sakız ağacından üretilen, eşsiz ve dünyaca ünlü bir üründür. Hoş kokusu ve tadı vardır.Sakız ağacı, adanın diğer bölgelerinde de yetişmesine rağmen, meyvesini verememekte yani damla sakızını üretememektedir.Adanın güneyi ağacın ürün verdiği tek yerdir.
Dünya çapında, damla sakızı üretim imtiyazına –monopolüne sahip olmasından dolayı, Sakız deyince akla ilk gelen, damla sakızıdır. Damla sakızı, eski çağlardan günümüze kadar birçok alanda kullanılır. Antik çağ doktor ve yazarları damla sakızının şifa verici özelliğini överler.Günümüzde de tıbbi araştırmalar bunu onaylamaktadır.Günümüzde kullanılmadığı alan bulmak oldukça zordur.Kozmetik-parfümden tutun ilaç,içki ve şeker yapımına kadar her yerde hammadde olarak kullanılır.
Damla sakızı sayesinde,ada,Yünanistan’ın Osmanlı imparatorluğu hakimiyeti altında olduğu asırlarda, özel imtiyazlara sahipti.Bazı fransız gezginler damla sakızının osmanlı saraylarından hiç eksik olmadığını,padişah ailesi kadınlarının hem boş vakitlerini geçirmek hem de nefeslerini tatlılaştırmak için, her sabah aç karna damla sakızı çiğnediklerini yazarlar.
Damla sakızı raflara gelinceye kadar birçok işlemden geçer.Sakız ağacı genellikle dikilişinden beş yıl sonra ürün vermeye başlar.Sakız ağacının daha iyi ürün vermesi için her kışın kuru ve zayıf dallarının kesilmesi gerek.Ayrıca sürme ve gübreleme ağacı güçlendirmekte ve daha fazla ürün vermesine yardım etmektedir.
Sırasıyla damla sakızının üretimi için yapılması gereken işler:
Birinci iş haziran ayı sonunda amia denilen aletle ağacın taşlanması,yani köklerinin etrafındaki taş,ot ve dalların temizlenip,geniş daire çizilerek düzleştirilmesi işidir.Bu işi temizleme izler. Rasgele yapılan çalı süpürgesiyle ağacın altındaki düzleştirilmiş alan temizlenir. Bu temizleme işlemini toprağı beyazlama (asprohomatisma) yani temizlenen yüzeye çevreden toplanan beyaz toprağın serpilmesi takip eder. Daha sonra bu beyaz killi toprak düzgünce yayılıp pürüzsüz yüzey sağlanır.Böylece ağaçtan akacak damla sakızının sertleşip kuruması ve kirlenmemesi sağlanır.
Tüm bu işlemlerin ardından temmuz ayı başlarında nakışlama (kendima ya da yerel adıyla çendima) başlar.Kenditiri adı verilen keskin nakış aletiyle ağacın gövdesine ve büyük dallarına çizikler atılır.İlk nakış işlemi ağacın gövdesinden başlar ve aşamalı olarak diğer nakışlamalarda daha yükseklere yani ağacın dallarına doğru ilerlenir.
İlk nakış işlemine riniasma adı verilir ve bu işlem söylentilere göre ağacın uyanması için yapılır.Bundan dolayı ilk çiziklerin sınırlı yapılması gerekir. Çiziklerin, ağacın gövdesinin bozulmaması için derin, diğer taraftan da damla sakızının yani reçinenin akmama tehlikesi bulunduğundan dolayı yüzeysel de, olmaması gerek.Aynı ağaç altı hafta boyunca haftada iki defa nakışlanır. Bu nakışlamalar arasında damla sakızı yani reçine akmaya,beyaz killi toprağa düşerek kurumaya başlar.Ağustos ayı ortalarında toplama işlemi başlar.Son toplama tarihi de ekim ayının başlarıdır.
Toplama işlemi kamotiri denilen özel bir aletle yapılır. Damla sakızları birbirine yapışmaması için hasır ya da ahşap kutular içerisinde evlere taşınır.Damla sakızı evlerde serin bir yerde saklanır.Sakızlar kuruduktan sonra bakırdan yapılmış büyük tepsilerde temizlenip, kalitesine göre değişik torbalara koyulur.Temizlenen damla sakızları kapalı mekanda sabunlu suyla yıkanıp kurutulur.
Son olarak çiftçiler ürünlerini kooperatifleri aracılığıyla Sakız Damla Sakızı Üreticileri Birliği’ne teslim ederler.Çiftçilerin mallarını kendi başlarına piyasaya satmaları yasaktır.Bu işlem damla sakızı üreticileri birliği tarafından yapılır.Birlik, 1938 yılında kurulmuş olup, bünyesinde 20 kooperatif ve 6000’ e yakın çiftçi bulundurmaktadır.Damla sakızı kalitesine göre çiftçiye kilo başı 75-90 euro gelir bırakır.
Günümüzde damla sakızından birçok ürün yapılmaktadır.Adanın rakısından (uzo) tutun likör,peynir,tatlı,dondurma ve yemeklere kadar her yerde damla sakızı kullanılır.
